tarihinde yayınlandı Yorum yapın

EEE KİMİM SEN ?!

Beni tanıyanların, bende en nefret ettikleri huyumun asla arkama bakmamam olması beni daha çok motive ediyor.

Gri yok bende.. sevmiyorum ya siyah ya beyaz, bazı toleransları gösterir hassasiyet duyarım ama asla tahammül edemeyeceğim bir şey için kendi benliğimi değiştirmem.
Sürprizleri yaşamak, ana odaklanmak, özen göstermek, saniyelere nüfuz etmek.. vs kısacası bana nasıl adım atıldığından ziyade benim size nasıl yürüdüğüme bakar biraz süre tanırım.

Geçen süre zarfında kattıklarımdan çok, aldıklarınız ağır basıyorsa işte o an arkama bakmadan ilerlerim

Kopyalamadığım klişeler saolsun, beni bugüne iten bütün yarım yamalaklıklarım ile sakince simülasyondaki süremi bitirmeyi planlıyorum. Kolay kolay unutmam bu arada cloud da saklıyorum herşeyi..Son dönemlerimi tek tabanca, arada sırada 3 5 kişi ile geçirmek yaşamı minimalize etmenin sadece bir yolu benim için. Erdemli olmanın çok fazla okumakla alakası olmadığını düşünüyor ve arttırıyorum “popülasyon içi boş kitapları okumak yerine, sadece kapağını insta storyinizde paylaşın”

Ütopyalar uyumlu olunca, bedenler de birbirine dolanıyor.. peki nasıl ? ses, iletişim, etkileşim.. ilk dokunuş ve kimya..
Bu dönemi ciddi bir enerjiye harcamak yerine, ütopyasına karışacak ruhlara adıyorum..

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Fark Etmedim Ama Halledicem

Pek bir sakinim bu sıralar, kafamın içi hariç oldukça sakin.. UFAK bir sendeledim ama dönücem dedi kafam, olur dedim kabullendim.. isyan ettiğim noktaları da oldu, içimdeki ses pek oralı olmasa da.

İnsan psikolojisi başlığı altındaki safsatalara göz atarken buluyorum bazen kendimi, kimi zaman bir şarkıyı köklerine ayırana kadar dinliyorum, uzun uzun filmler izlediğim de oldu.. kısa kısa uzaklara baktığımda.. hiç biri bugün zaman makinesi olan bir çift göze teğet geçemez.

Tek sermayemin hayal olduğunu kabul edecek olursam eğer, ben bu düşüncenin neresindeydim.. hangi eksene koysam bir taraf hep beni dışarı itiyor. Onu olduğu gibi kabul edip, sadece insanlığını hissettiğini, gerçek deriniliğini hissettiğini belirtmek yanlış bir anlaşılmaya sebep olacak gibi. Ama saf dürüstlüğümün ağır bastığı anlara gelmesiyle aklımdakiler ses tellerime komutu çoktan vermişti. Ya ben çok hümanist bakıyordum ya da gerçekten saf insanlığı karşımda görüyordum. Çok alakasız bir anda şu soru belirdi ortamda ‘İnsanlar karşısındakine sana çok derin hisler besliyorum dediğinde neden akla ilk gelen aşk, cinsellik, vb şeyler.. neden gerçekten saf insanlığını sevebileceği gelmez ki bu ön yargı niçin var..’ sorunun haklılığı sessizce uzaklaşmış, bizde kısa bir süre sonra farklı yönlere yol almıştık zaten. Artık dünya saaati ile sizden bir kaç dakika gerideyim, gördüklerim denk geldiklerim zamanı kısa bir süre dondurdu benim için. Memnuniyetle geriden gelebilirim, boş düşüncelerinize anlık tanıklık etmesem de olur.
Kader propagandası yapmaya gerek yok ama sesli düşündüğüm anlarda hiç bu kadar yüzümün kızaracağını düşünmezdim.

Sonuç, Ben artık anlaşılamamaktan çok yoruldum.. Gerek gördüğüm kadar kalabalık, aradığım kadar yalnızım..

Tahmini GAME OVER yazsını görmeden, silkelenmiş, borulardan geçmiş, bayrak direğine koşuyor olurum.
tarihinde yayınlandı

Gumball

Son 8 ay içerisinde büyümekten ve olgunlaşmaktan kaçtığım yılların özetini sınav oldum. Nasıl oldu bilmiyorum ama sanırım biraz daha büyüdüm, sokakta bulup her ne şartla olursa olsun asla bırakmadığım kızım Gumball’ı büyüttüm, aslında beraber büyüdük.

“Sorumluluk al baba” dedi, aldım. “Sabırlı ol baba” dedi, oldum. Çoğu zaman eğlendik, bazen üzüldük..
Ben konuştum O dinledi, harika bir dinleyiciydi, kimi zaman çok konuşuyorum diye patisiyle sustururdu😅. Bir şekilde 8 ay geçirdik ve ona bir söz verdim.

Ona çok iyi bakacağıma dair, ben elimden geleni yaptım, onunla özdeşleştim kokusu montuma bile sindi, elde olmayan sebeplerden ötürü ondan ayrılmam gerekti, bunu ona nasıl anlatacağımı şaşırmışken söylemeye utanırken bir aile çıktı ve talip oldu.

Şimdi ona benden daha iyi bakacağına inandığım bir aileyle birlikte, keyfide yerinde keratanın. Bense ona verdiğim sözü tutamamanın utancını yaşıyorum. Sokağa atmamak için, barınağa vermemek için direndim bakamazsın diyenlere inat 8 ay boyunca baba kız keyifli anlar geçirdik.

Taksiye binerken kulağına bir şeyler fısıldamıştım, gözlerimin içine baktı, öptü sonra da patisiyle susturdu ve gitti. Hala kokusunun sindiği montu kokluyorum, asla kuru temizlemeye falan vermeyi düşünmüyorum o montun adı bile var, gumball montu nasıl kıyayım ki?!

Uzun lafın kısası, beni bir köpek eğitti, bana bir şeyler kattı, olgunlaştırdı. Sokaktaki canlılara selam verin arkadaşlar bir şey kaybetmezsiniz, selam vermek zorunda olduğunuz insancıklara, mecburiyetten katlandığınız insanlara bile zorla gülümsediğinizi göz önünde tutunca bu daha hayırlı olur emin olun.

tarihinde yayınlandı

Kendi Sahneme Figüran Kaldım

Aynı sanatçının bir birine tezat şarkıları gibi tutarsız & bir o kadar karışık satırlara doğru ilerliyorsunuz…

Uzun zamandır yazmıyorum belkide yazamıyorum, birikmeyince dökülemiyorum demek yeni bir özelliğimi fark etmiş oldum.

Zihni’mde onca parodi kahraman varken hiç birinin kurtarıcı olmadığını bilmek ne acı değil mi ? Bir yıkılışın, enkazın eseri gibiyim, molozlarımı taşıyacak bir güç dahi bulamıyorum hissetmeyi geçtim bulamıyorum.
Altında ezildiğiniz şeylere bir bakın mesela bu öz eleştiriyi yapabiliyor olmakta bir meziyet sanırım. Neyse; hiç ilginiz olmayan şeyleri dinleyip izleyip başkası istiyor diye belki yapıyorsunuz, bu ödün vermenin karşılığını alamamak paha biçilemez bir çöküş.

Normalde yaşam standardı olması gerekirken saygı & sevginin, şimdi oldukça lüks bir istek. Yaşım ilerledikçe biraz daha ıssızlaşıp başka bir sahneye geçiyorum kendi içimde, figüranlaşarak sahneyi bitiyorum. Şimdi yeni bir sekme açıp başka bir senaryoya inanıp, o role bürünüp, yeni bir zaman dilimine geçiş yapıcam.
Böyle durumlar aslında insanın gerçek zaman makinesi bana kalırsa, çünkü arzular tenden çıkıp ruhsal & düşünsel bir boyut almaya başladı, en keyifli orgazm ise içine atıp biriktirdikten sonra yaşadığın patlama.

Dikkatli olun, kötü ruhlar bir şekilde vücut bulup sahte duygular empoze ediyor.

tarihinde yayınlandı

NBA AR APP OYUN İNCELEMESİ

Son zamanlarda kafayı ar (arttırılmış gerçeklik) oyunlarına fena halde sardım ve yavaş yavaş size beğendiğim oyunları sırayla paylaşmayı düşünüyorum, nasıl yapılır nasıl oynanır tadında değilde daha çok ‘oynuyorum ya işte al izle’ tadında olacak.

Mesela bu oyun NBA’in resmi aplikasyonu olduğu için gönül rahatlığı ile büyük umutlarla indirdim ve tarama alanı bulduğum her yerde oynadım.
Ha bu arada arttırılmış gerçeklik oyunları henüz ülkemizde yaygın olmadığından dolayı sokaklarda çok fazla dikkatli olmanızı tavsiye ederim yoksa ‘nabıyon lan değişik’ gibi tepkiler alabilirsiniz.

Denemeye değer =)

tarihinde yayınlandı

Yanlış Aynanın Tozunu Aldım

Zifiri çığlığa bulandı şimdi gökyüzü, kıyamet notaları eşliğinde koca bir orkestra katlediyor döngüyü, nefes almak istemiyorum bu dörtlükte çünkü yaşamım tehdit altında her bir bireyde.

Kıyıya vurdu yağmur, sel oldu ihanet, her bir gözde binlerce maske ve her dilde on binlerce sahte gülümseme.

Muazzam intihar senaryolarım var fakat anneme olan sevgim yüzünden gişeye yormuyorum.

Platonik bir kiri var paranın, dokunduğunu etkisi altına alıp virüs gibi ele geçiriyor. Kurtulmak isteyen kim ki zaten herkes oldukça memnun bu kölelikten, elimi yıkamam için ölmem gerek sistem başka türlü aşılmıyor, ölümede ben yanaşmıyorum zira ezmem gereken bayat bir hayat var. Belkide karbondioksit her salındığında bir yıldız sönüyor bilemeyiz evrene iyice zarar verir olduk !

Yanlış aynanın tozunu almış olabiliriz, bunlar farkı kaderler yaşamamıza sebep olmuş olabilir.

Gözümü kapattığımda çocuk seslerini duyar gibiyim, bir şey bana doğru koşuyor kıvırcık saçlı minik bir adam, salak bir ifade, şuursuz bir istek. Muhtemelen doğacak olan çocuğum içimdeki çocuğun yansıması olacak.