http://batuhandemirel.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/IMG_3664-e1496258549610-960x960_c.jpg

ASTRAL TATİLDEYİM


Bunlar yaklaşan yaz güneşinin ve küçük bir sahil kasabasının ayaklarıma vuran dalgarının satırları.

Deniz, kum, güneş ve yağmuru tek adımda hissetmekte hoşmuş bunu tattığım için şanslıyım huzura ramak kala birde sigara dumanı vurdu ciğerlerime tam oldu.
Yıllardır şöyle gidip tatil yaptığımı hatırlamam, bu nedenle şuan ayaklarımın bile hazza ulaşması benim için çok kıymetli, kafamın içindeki bataklığın arınıp adeta okyanusa dönüşmesi gibi bişey.

Sahi kafaya’da iyi geliyor mu bu tatil.Tamam fizyolojik olarak rahatlattı peki ya bedenden geriye kalanlar ?

Yok hiç uzatmicam cidden hiç böyle dinlendiğimi, uyduğumu, ciğerlerimin rahatladığını ve en önemlisi fıtratımda ki yalnız birşey yapmayı sevmeyen halim bile burda Tibet’e gitti geldi.
Mesela satırların lokasyonu olan Kuşadası’nın Güzelçamlı bölgesindeyim, eşsiz enteresan bir doğası olmasıyla beraber baş döndüren bir oksijene sahip. Denize sıfır bir otelde öküz gibi keyif yapıyorum kusura bakmayın (utanamadı).

Bir kaç doğa olayı olsada keyfimi hiç bir şey kaçıramaz. Mesela 2.günün sabahı yüce Zeus’un mağarasını gittim ziyaret ettim, ürpertici bir solunum hissiyatı yaşatacak bir deneyim bence, heleki etrafta hiç kimse yoksa eğer daha bir adrenalin doluyorsunuz. Öğrendiğime göre bu mağaradaki ufak göletimsi şey kışın bir kaplıca edasıyla sıcak su verirken yazın tam bir Uğur derin dondurucu Yani çivi gibi bir suya sahip,üstelik su sodalı, şişeye doldurmadım ama solunum yollarım ve ruhum dahil içerdeki oksijenin dibine kadar hakkını verdik. Öğrendiğim bir rivayete göre bu mağara Bizans askerlerinin yıkanma noktasıymış, artık toplu biçimde nasıl bir medeniyetle yıkanıyorlarmış bilemem helal olsun, bizde olsa şaka yapıcam diye kılıcı götüne sokalardı heralde. Bir ayrıntıyı eklemek isterim ben mağaraya adım atar atmaz Zeus’un hışmına uğradım yağmur yağdı lan tatilimin 2.gününde belkide zeus benim o çivi gibi suda gusül abdesti almamı istiyordu, kutsayacaktı belki ama yemedi abi kusura bakma. Tabi ben ordan otele %50 tempo ile koşu yaptım sırılsıklam.

Bu yağmurdan bir an önce kurtulmam gerekiyordu parlak bir fikri hemen devreye soktum, kıyıya inip dizime kadar suya girdim ve Poseidon’a seslendim. Önce bi deniz titredi inceden, gelmedi ama sonra bir kez daha seslendim ” eeeyyy breee kapçık ağızlı denizler tanrısı, Zeus’un ezik kardeşi Poseidon ” diye ulan bir zelzele oldu twitter deprem etiketiyle yıkıldı hah işte onun sebebi benim neyse abi kocaman böyle su kütlesi çıktı göğe kadar beni aldı bi Yusuf Yusuf yine seslendim azıcık ufalda yüz yüze konuşalım bu hemen bi süzüldü falan eşitlendik hemen attı asayı kenara vay kardeşim sen miydin işte nerelerdesin en son haliçte karşılaşmıştık seninle diye lafı hiç uzatmadım direk söyledim abin olacak zeus tatilimin içine sıçıyor diye ulan geldik bi ziyaret edelim dedik başladı yağmur yağdırmaya olacak iş değil falan dedim bu tabi bi utandı kızardı falan buharlaşmaya başladı tamam ya dedim sakin ol ama hallet şu işi gözünü sevim dedim, moruk 5 dakika geçti hava birden açtı sıcacık oldu, yanıyor namussuz güzelce güneşlendim bugün de böyle reset atmış oldum kendime, çünkü ertesi gün yolculuk devam edecekti.

1 GÜN SONRA

Öğlen civarında otelden çıkış yapıp yaklaşık 2 saatten fazla otelin fotoğraf çekimleriyle ilgilenen ve o bölgenin turistik etkinliklerini düzenleyen Tunç beyle doyumsuz bir sohbete daldık.Efendim kendisi mühtiş hoş sohbet ve sevimli bir abi olmakla beraber sektörün duayeni kısa kısa hikayelerden tutun çapkınlıklarına kadar girdik valla =) tabi bilgilendirici şeylerde var.Kuşadası merkeze geçip ordan’da İzmir selçuk bölgesine yani EFES’e bir diğer adıyla ephesus’a geçtim düşünsene tek başına antik bir kentte manyak gibi dolanıyorsun.
Tabi ben Japon tursit kafilesinin peşine takıldım hahahahaha saolsunlar dışlamadılar ama heriflerin 2 cümle kurması başımı ağırttı yalan değil çok sürmeden sürüden uzaklaştım ve keşife tek başıma devam ettim. Bakınız görselleri ortada.

Kültür şoklu gezimin sonunda tekrar kuşadası merkezine geçtim gece otobüsüm ordan kalkacak diye gittim bi starbuck yapim kendime gelim dedim, aman yarabbi beşiktaşın şampiyonluğunu ilan ettiği ana denk geldim bir kutlama bir figan ne yalan söyliyim ben fenerbahçenin şampiyonluğunu böyle kutlamadım yaa =)

Neyse gece otobüse bindim dedim bir film izliyim uyurum o sırada.Listede Süper baba diye bir film ilgimi çekti orjinal ismi The Delivery Man, gerçekten pür dikkat filme verdim kendimi ve esinlenmedim diyemem filmde gizemli babamız 3. Çocuğuna gittiğinde acaip etkilendim hatta, minik bir spoiler verim abimizin gençlik yıllarında canı sıkılıp sıkılıp sprem bankasına gidip 600 küsür bağışta bulunduğunu ve 533 çocuğu olduğunu öğreniyoruz ve bu çocukların 122’si bir dernek kurup babalarını arıyorlar falan kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum, şuraya bir fragman bırakim.

icsesinizindibi

Other posts by

Menu